Pazar, Haziran 20, 2010

Babama

1978 yılında "inşallah bir kızım olur" diye beni heyecanla beklemiş babam... 

Sonra doğduğum ilk günden itibaren beni gözü gibi herkesten herşeyden sakınan babam her fotoğrafımızda bana hayranlıkla bakmış.   

Sabahları yuvaya girmek istemediğim için bacağına sarılıp mızırdandığımda bu mızırdanmalara hiç kızmaz, sabırla gülümseyip beni alır anaokulunun çevresinde dolaştırır, okula gitmeye ikna ederdi sanki büyük adammışım gibi.

Girdiğim her sınavdan önce de sonra da beni rahatlatırdı yine sakin gülümsemesi ile.

Üniversiteden mezun olduğum ilk günlerde gireceğim bir banka sınavına giderken İstanbul'da yaşadığımız yol kabusundan sonra bile (yanlışlıkla köprü geçip sonra da üsküdar - beşiktaş motoru kapatıp tekrar avrupa yakasına geçip sınava yetiştirmişti sakinlikle) dünyanın en rahat ve pozitif insanıydı babam. 

Rakı balık ikilisi ile beni tanıştırıp, dünyadaki en uyumlu ikili olduklarını da bana öğreten yine babam. İyi ki tanışmışım bu ikiliyle :)

Babamla anılarımı yazsam satırlar, defterler, bloglar yetmez. 

Bir yerde okumuştum "mutluluk lamba, neşe ise güneş gibidir" diye. Lambanın ışık verebilmesi için bir başka şeye; elektriğe ihtiyacı vardır. Oysa güneşin verdiği ışık hiçbirşeye bağlı değildir. Mutlu olabilmek için de hep bir bahaneniz olmalıdır. Oysa neşeli insan sebepsiz neşelidir. İşte babam da aynı güneş gibi; bahaneye ihtiyaç duymadan gülümser, parlar. 

Beni tanıyanlar bilir, gülümsememi...  

Şimdi babam oğluma aşılıyor poztifiliğini, hayata bakarken mutlu bakmayı, neşeli olmayı...

Babacığım babalar günün kutlu olsun.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails